3 Mart 2012 Cumartesi

Doğdu Doğacak Derken...





Evet derken 13 aylık oldu bizim kuzu. Tüm sevdiklerimizi davet ettiğimiz güzel bir yaşgünü düzenledik. Pastasını özene bezene, kendimden hiç beklemediğim bir sabırla ben yaptım. Hayatım son iki yılda inanılmaz şekilde değişti ve kızımla birlikte herşeyi sıfırdan yaşamaya başladım. Babası da ben de bir insanın nasıl adım adım, emek emek ayakları üzerinde durabildiğine şahit oluyoruz. Yeni alınan bir oyuncağı önce reddedişi, on dakika sonra evirip çevirip keşfetmeye çalışması...
Tüm gün yaramazlıklarıyla canımızdan bezdirip sonra o tatlı sesiyle anneeee, bubva demesi, işte orda bitiyor insan. Bazen bana abba, babasına ennenne dese de, bizim kız konuşmaya çok meraklı, her kelimemizi taklit etmeye çalışıyor. Yürümeyi henüz beceremedi, tutunarak çok seri gidiyor, ellerini bırakıp ayakta dengede de kalıyor ama hepsini birleştirip yürümeyi denemedi henüz :) Onunla olmak harika, bir kere güzel olup olmadığınızla, giydiklerinizle ilgilenmiyor. Sizi seviyor, size güveniyor. Hala büyük bir şevkle anne sütü emiyor, emmmmeeeee diyerek geliyor yanıma. Bazen banyoda, bazen kıyafet değiştirirken, her uygun fırsatta da şansını deniyor :) Çok iştahlı değil, öyle kase kase çorba içen, ne versen yiyen bir çocuk değil. Etçi olacak benim kızım, tavuk, balık oldu mu saatlerce demleniyor masada. Diğerlerinde ise karnı doydu mu bağlasan durmuyor. Ocakbaşıcı olacak kesin :)
Bu arada çalışmaya da başladım ben. Haftada iki yarım gün belli projelere gidiyorum henüz. İlki çok zordu, onu evde bırakıp gitmek, saatlerce ayrı kalmak . Çalışma yapacağım yere kadar yol boyunca ağladım ilk seferinde. Ama o da ben de alıştık. Bakıcımız çok güvenilir, çok da iyi anlaşıyorlar. İçim rahat çok şükür. Çalışmaya dönmek çok iyi geliyor, kendimi daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim.
Bunların dışında, rutin bir düzen kurduk üçümüz. Ayşeyle güne uyanma, kahvaltı merasimine hazırlık :) Baba kız oynarken, anne koştura koştura hem kahvaltıyı hazırlar, hem de pişireceklerini çabucak ocağa koyar. Sonra kahvaltı, sonrası oyun. O oynarken, yanında ufak tefek işler yapılmaya çalışılır. Öğle uykusuna yatınca, ya onunla yatılıp uyunur ya da kalan işler görülür. Uyku sonrası öğle yemeği yenir ve gezmeye çıkılır. Hava iyiyse pusetle, kötüye kanguruyla çıkılır, her koşulda annenin beli sırtı iptal olur. Gezme sonrası banyo keyfimiz olur, kızım banyoya bayılır. Banyo sonrası sütünü içer ve uyur tekrar. Sonra babamız gelir, keyifle akşam yemeğimizi yeriz. Meyve keyfi yaparız üstüne. Kızım da mama sandalyesine oturup eline verilen muzu, elmayı, armutu kıtırdatır :) Sonra uykuya hazırlanırız biraz kavga dövüşle. Uyuması için ikna edilir fıstığım. O uyusun da kitap okuyalım, bloga yazı yazalım, film izleyelim denirse de bizim de uykumuz gelir hemen. Öyle geçer işte bir günümüz.
Ayşeli hayat, ne güzel hayat...

5 yorum:

GÖK-TÜRK dedi ki...

Maşallah :) Allah hep iyilerle karşılaştırsın :)

casminella dedi ki...

Canım benim, ne şeker olmuş. Allah sağlık sıhhatle nice yaşlar göstersin ona da size de. İşe başlamak eminim sana çok iyi gelmiştir.

La Loba dedi ki...

Nasil cabuk gecmis zaman :)

Iyi hos bacim o minicik cicisi sevmek, mincirdamak falan. Anlatmasi guzel de sen anlatirken ben yoruldum valla. Dogurmaktan vazgececegim sonunda o olacak. Ne cok is o ayol :D

A Vitamini dedi ki...

Teşekkür ederiz Göktürk, inşallah.

Casminella, çalışmak çok iyi geldi, bir süre sonra çocukla sürekli evde olmak çalışmaya alışık bir insanı çok bunaltıyor.

La Loba, bahane bulma boşuna :) Zamanı gelince yap mutlaka.

Gül Yazıcı dedi ki...

Çok datlu bişey bu yaa:)