31 Ekim 2012 Çarşamba
Grange Bitince Ne Halt Edeceğim Derken :)
Gerilim,cinayet, adli tıp vb konulara çok ilgi duyan biri olmama rağmen, Grange ile henüz Ağustos ayında tanışabildim. Bayram tatilinde, Şeytan Yemini ile başladım serüvenimize.
Şeytan Yemini'nden çok etkilendiğimi söylemeliyim. Ayşe'nin uyuduğu zamanlarda okuma fırsatı bulabildiğim için istediğim hızda ilerleyemedim. Normalde bir günde bitirebileceğim kadar ilginç bir kitaptı. Ölümden dönüş vakalarında düşünülenin ötesinde şeyler yaşanmış olabileceği üzerine olan konu finale kadar inanılmaz çekici bir akışla devam etti. Tatilimizin son gecesinde Ayşecik ateşlenip huzursuz bir gece geçirince ben de uyumayıp yanıbaşında bekleyip kitabı bitirdim. Kitap son derece enteresan olmasına karşın finali biraz aceleye getirilmiş gibiydi. Hani bu kadar yazdım, ulen nasıl toparlayacağım bu finali gibi bir ruh hali vardı. Beceriksiz bir final olduğunu düşünmeme rağmen, yine de okumaya değer bir kitap. On üzerinden yedi veriyorum.
İkinci okuduğum kitabı Sisle Gelen Yolcu oldu. Bu kitaba bayıldığımı söylemeliyim. Kahramanın yaşadığı olaylar, başlangıçtan itibaren çok şaşırtıcı bir seyir izliyor ve bir sonraki bölüme hemen geçmek için sabredemiyorsunuz. Final yine kitabın çok gerisinde kalmış, yine apar topar yazılmış ama sürekli isim değiştiren kahramanın macerası insanı yeterince etkiliyor. On üzerinden dokuz veriyorum.
Üçüncü kitap Ölü Ruhlar Ormanı, en az beğendiğim kitap oldu. Katili kitabın ortalarında bir yerde anlayınca hadi bitse de gitsek gibi bir durum oluyor. Güney Amerika'yla ilgili bilgiler ise son derece ilginçti. On üzerinden beş veriyorum.
Dördüncü kitap ise Koloni idi. Etkileyici olduğunu söyleyebilirim, özellikle baş kahraman Lionel Kasdan'a yardım eden Cedric Volokine karakteri çok çekiciydi. Konusu oldukça ilginçti, özel eğitimli çocuklar ve sesin gücünün kullanımı vs vs kitabı zevkle okumamı sağladı. Finali nispeten daha iyiydi, on üzerinden sekiz veriyorum.
Beşinci kitabı Siyah Kan oldu. Sanırım en çok bu kitabı sevdim. Bunda etkili olan şey, kitabın baş kahramanlarından olan katil Jacques Reverdi'nin ta kendisi. Bu kadar etkileyici bir karakter daha okumamıştım, nerdeyse aşık olacaktım. Şaka bir yana, katilin en başından belli olduğu bu kitapta, Güneydoğu Asya'da gerilim ve merak dolu bir yolculuk yapıyorsunuz. Kitabın iki tane sonu var, biri beklenen, diğeri ise sürpriz bir final. Bu sefer olmuş yani :) On üzerinden on veriyorum.
Sırada Taş Meclisi ve Leyleklerin Uçusu var.
Grange bitince ne okuyacağım bunalımındayken sevgili arkadaşlarım İpek ve Serpil'in önerisiyle Tess Gerritsen ile tanıştım. Okuduğum ilk kitabı Cerrah oldu. Oldukça başarılı buldum. Özellikle TV'de de izlemeyi sevdiğim Rizzoli&Isles'ın Rizzoli'sini kitapta bulmak hoşuma gitti. Kitapta heyecan hiç bitmiyor ve katili tahmin edemiyorsunuz. Önerilen diğer kitapları Çırak ve Günahkar için de şimdiden sabırsızlanıyorum diyebilirim. On üzerinden dokuz veriyorum.
Bugünlerde ise Paulo Coelho'nun Elif'ini okuyorum. Cinayetlere biraz ara vereyim dedim. Valla acaip etkileniyorum, her an doğrayabilirim hepinizi heee :)
Önerileriniz varsa lütfen iletiniz.
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Vaktiniz Var mı?
Çoktandır Türkçe müzik kanalı izlememiştim. Malum bugünlerde malaklar gibi yatıyorum, dur bi bakayım dedim. Hisli hisli Funda Arar dinlerken, arkasından birden İsmail YK çıktı. Aman yarabbim aman yarabbim, bunu kaçırmış olmama çok kızdım. Resmen şanslı günümdeydim. Üstelik kendisi, bana ilham verdi. Bu kanallarda dönecek süper bir klip yapmanın formülünü keşfettim. Yok yok bencil değilim, tüm dünyayla paylaşacağım bu formülü. Sanat halk içindir, herkesin daha fazla YK 'ya ihtiyacı var, bunu görmemek için kör olmak lazım.Şimdi gelelim klip için gerekli olan unsurlara:
- 1 adet İsmail YK : Klibi kışın çekecekseniz, Robocoplusu tercih edilir.
- 15 adet, platin sarışın ama kara kaşlı kara gözlü, Anadolu pavyonlarından toplanmış, üstü bikinili, altı mini etekli ve gaz sancısı çekiyormuş gibi seksi seksi dans edebilen kız
- Mekan: Kışın çekiyorsanız bar veya kapalı otopark, yazın çekiyorsanız plaj olması iyi olur.
- Bol miktarda su: Kızları ıslatıp seksapellerine seksapel katmak için en az 5 m3 su gerekir. Plajda çekilecekse, su denizden sağlanabilir.
- Süre: Şarkı sözleri için 5 dk, klip için 10 dk
- 1 adet alafranga tuvalet: Şarkı sözlerini burada yazacağız.
- 1 adet tombalak rapçi, bol zincirli, biraz sivilceli olacak
Şarkı sözleriyle ilgili tüyolar da vermek istiyorum. Bir kere şarkının adında mutlaka beybi olacak. Kullanılan fiiller hareketli fiiller olacak, salla, çalkala, kıvır, kudur, döktür, gaza bas vb. Mesaj kaygısı olmayacak, gayet amaca yönelik olacak. Mesela:
Yanıma gel beybi
Çalkala beybi
Önce öp beni
Sonra kıvır beybi
Hadi döktür beybi
Drive me crazy
Ohhh ohhh beybi
Sallasana beni
Durmayın gençler, sanat yapın, boş boş duracağınıza kültürlü olun, faydalı şeyler yapın. Hadi bakiim salllaaa salllaaaa beybi, bir şarkı yaz beybiiiii ! Pai pai
30 Mayıs 2010 Pazar
Here are the results of Turkey !
Eurovision devam ediyor, Allahım öleceğim gülmekten. İspanya bi daha sahneye çıkacakmış, kabus gibi yaaa. Saha kapatma cezası olmalıydı bence. Bu akşam ne tuhaf bir akşam. Bak yarışma bitmeden risk alıp yazı yazıyorum, malum bizimki taşra baskısı.An itibariyle Danimarka yarışıyor, bi tane adam gibi şarkı yok daha. Yunanistan resmen İsmailos YKOS ile katılmış yarışmaya, o ne öyle anam babam, türkü desen türkü değil, pop desen pop değil. Ermeni abla da sırf meme yapmış, valla bunların hırsını görünce buraları ülkü ocağına çeviresim geliyor. Al sana kayısı çekirdeği, git nereye dikersen dik. Fransa iddialı gibiydi ama ortada plaj olmayınca, baldır bacak yapamayınca gayet sıradan (valla tam burada kullanılacak bir söz var ama terbiyem şaapmadı, hani .. sonik ile biten, bildin mi :) ) oldu. Almanya’nın şarkı sevimli gibiydi ama ne bileyim kıza ısınamadım. Portekiz, İzlanda, Yunanistan’ın yavrusu filan da facia gibiydi. Bi de beğenip bize puan vermezler.
Bu Kafkas bölgesi incelenmeli bence, ne yediriyorlar bu kızlara yahu, hepsi sera malı gibi, tek tip ! Hepsi de barım barım bağırıyor, sevemedim şarkılarını. Bağırmadan da söyleyebilirsiniz kızlar.
Ohhh yarışma bitti. Valla bi adam gibi bizim şarkı var, hakkımızı yeme Avrupa, çok fena ilenirim bak. Ters köşe etmeyin beni haaa !
Andddd here is the result of me: 1 kg kayısı goesssss to armania !
EDİT EDİT SON DAKİKA: Bravo Manga bravo ! Ülkelerin en az üçte biri hiç puan vermediği halde, gurbetçilerin blok oy verdiği İsviçre, Belçika vb den az puan aldığı halde 2. oldu. Gerisi hikayedir. Şu puan vermeyen ülkelere de tek sözüm var, asfasfagahsbssb!!!!
EDİT EDİT SON DAKİKA 2: Feyste avrupalı arkadaşlarla ve onların arkadaşlarıyla kapışıyoruz şu anda. Gazamız mübarek olsun, çok feci motiveyim, 3-5 güne gelmezsem gelip beni kurtarın arkadaşlar.
28 Mayıs 2010 Cuma
Eurokontör
Eurovision haftası başladı nihayet. Her sene bi daha izlemeyeceğim diyorum ama milliyetçi duygularım kabar kabar olunca, geçiyorum başına. Manga'yı çok severim ezelden beri zaten. Şarkıları vasat gibiydi ama az önce izlediğim 2. yarı finalden sonra, kendilerinden özür dilemeyi bir borç biliyorum.Buradan bazı ülkelere ve yetkililere seslenmek istiyorum. Lütfen lütfen bazı ülkelerin müzik yapmalarına izin vermeyin. Litvanya, Slovenya, İsviçre mesela, müzik yapmasın bunlar. Abicim gidin basketbol oynayın, manken olun, çikolata imal edin ama müzik yapmayın, lütfen yaaa. İnsanlık zaten binbir dertle uğraşıyorken, bi de siz fazla geliyorsunuz. Özellikle Litlerden rica ediyorum, iki gözüm, gidin tedavi olun, sonra o bacaklara epilasyon olayına girin. Şort giymekte ısrarlıysanız lütfen çiçekli böcekli bildiğimiz şortlardan giyin, o neydi anam babam, yok yok kaldıramayacağım ben bunu. Kaçırıp da izleyemeyen talihliler için Litlerden geliyor:
Parçala Behçet
Pai pai bile diyemiyorum, o kadar yani...
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Sevap Anahtarı
Genel kültürünüze katkı yapacak bir testle karşınızdayız. Lütfen doğru olduğunu düşündüğünüz seçenekleri jiletleyiniz. Ortaya çıkacak sonuçlardan ve aracınızda bıraktığınız değerli eşyalarınızdan bilogumuz sorumlu değildir.1) Aşağıdaki dizilerden hangisi, “fantastik dizi (gerçek dışı, doğaüstü)” grubuna girer ?
a) Başbakan’ın Ulusa Seslenişi
b) Selena
c) Kurtlar Vadisi
d) Bez Bebek
e) Yukarıdakilerin hepsi
2) Bir ihale alabilmek için aşağıdakilerden hangisi şart değildir?
a) Kafası türbanla sıkılarak düşünmesi engellenmiş bir eş
b) Badem bıyık
c) Apronda deve kestirecek kadar cüret
d) Allah’tan korkmak, kuldan utanmak
e) Bol yeşil pantolon
3) Aşağıdakilerden hangisi, liberalizmin tanımına karşılık gelmektedir?
a) O da olur bu da olur
b) Neden olmasın
c) Amannn ne sıkıyorsun canını, koy tatoşuna gitsin
d) Bunaltmayın çocukları ayol
e) Hiçbiri
4) Aşağıdakilerden hangisi, Fenerbahçe’nin kupayı alamamasının nedenidir?
a) Aşkı alevli tutmak adına hasret çekmek
b) İstikrarı yanlış anlamak
c) Finalden sonra bütünleme olduğunu sanmak
d) Ş.Urfa’da aşırı kebap tüketme kaynaklı, kaslarda aşırı laktik asit birikmesi
e) Yukarıdakilerden Guiza
5) Aşağıdaki kulüplerden hangisi, bu futbol sezonu başında, “her futbol kulübüne bir çağdışı Belçikalı teknik direktör” kampanyasına kanan tek futbol kulübü olmuştur?
a) Trabzonspor
b) Atletiko Mardin
c) Floryantina
d) Barçapaşa
e) Isparta Moskova
6) Aşağıdakilerden hangisi, Yılmaz Vural’ın çalıştırmadığı bir kulüptür?
a) Trabzonspor
b) Kasımpaşa
c) Çaykur Rizespor
d) Diyarbakırspor
e) Google’da yarım saat önce başlatılan arama halen sürmektedir.
7) “Bir defolup gider misin yaaaa” cevabı, aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş olabilir?
a) Naz ?
b) Naz Elmas olsam?
c) Naz Elmas olsam, hoplasam zıplasam?
d) Naz Elmas olsam, hoplasam zıplasam, filmlere sığmasam?
e) Bir biskrem versem?
8) Aşağıdaki ikililerden hangisi birbiriyle ilişkisizdir?
a) Ömer Üründül – Semih Şentürk
b) Barcelona – Kasımpaşa
c) Ednan – Beşir
d) FB – Türkiye Kupası
e) Dincilerin Asker Korkusu – Yusuf Yusuf
9) Bir kadının asla yeterince sahip olmadığı şey nedir ?
a) Kredi kartı limiti
b) Ayakkabı
c) Elbise
d) Çenesi
e) Yukarıdakilerin hepsi
10) Bir erkeğin asla yeterince sahip olmadığı şey nedir ?
a) Evlenmeye hazır olmak için gereken süre
b) Duygusal zeka
c) Daha büyük ekran TV
d) Kredi kartı limiti
e) Yukarıdakilerin hepsi
Sevap Anahtarı:
1) e
2) d
3) e
4) e
5) a
6) e
7) d
8) d
9) e
10) e
Değerlendirme:
Doğru cevap sayısı 4’ün altında olanlar: Uyumaya devam et.
Doğru cevap sayısı 4-7 arasında olanlar: Akmazsın kokmazsın !
Doğru cevap sayısı 7 ve üzeri olanlar: Bu zekayla çok yaşamazsın bebeğim.
23 Nisan 2010 Cuma
Lethe...
Üç sene oldu sanırım dinleyeli… Introsu çarpıcıydı, şarkı da öyle. Dernekteki kızlarla müptelası olmuştuk. Hatta Lethe günleri yapmaya başlamıştık. Ama adını aldığı mit, şarkıdan çok daha ilgi çekiciydi. İşte Dark Tranquillity ve Lethe!Uzun uzun hikayeyi anlatmayayım. Lethe, ölüler ülkesi Hades’teki bir nehrin adı. Ölenlerin geçmişlerine ait ne varsa, günahları, mutlulukları, üzüntüleri, acıları, hepsini unutmak için geçtikleri nehir, yani Lethe, “unutuş nehri”.
Dark Tranquillity şarkıları içerisinde dinlemeyi en çok sevdiğim şarkı Lethe. Üye olmadan linkleri göstermeyen forumlara üye olurken kullanmayı seçtiğim bir isim oldu o günlerde.
Önemli Not 1: Blog sahibi, genelde forumlara gerçek ismiyle üye olan nadir gerizekalılardan birisidir.
Bizim kızlarla, üzerinde zamanında çok geyik yapmıştık. Lethe suyu şişeleme ve damacana işine girsek mi filan diye.
Önemli Not 2: Yalancının şahitleri: Sevdakuşu, İpek, Hülla
Ama siz bizim zevzekliğimize bakmayın, internette temiz bir kaydını bulun, konser kaydından dinlemeyin. İntrosunda kendinizden geçeceksiniz, 01.20’de ise şoka hazır olun !
Önemli Not 3: Şok garanti!
Sağa sola üç nokta koyuyorsanız, unutmaya ihtiyacınız varsa, bir de tron tron öksürüyorsanız, Mikael Stanne’nin muhteşem vokaliyle Lethe dediği sevgilisine haykırışını dinlemenizde yarar var. You are my lethe !
Bu kıyağımı da unutmayın !
Önemli Not 4: Ciddi, duygusal bir şey yazayım istedim, çabaladım ama bu kadar oldu. Benim romantizm ayarlarım doğuştan bozuk :/
Hadi eyvallah ! You are my lethaaaaaaa :)
4 Mart 2010 Perşembe
Posta Gazetesi Şiirleri - Bölüm 1 :)

Arzu Delibalta
Vatandaş , 36
12 dakikadır şiir yazıyor :))
Posta gazetesinde, amatör şairlerin “şiir”lerini gönderdikleri bir sayfa var. Şairlerin profillerine baktığımızda, genel olarak hepsinin en az 10 senedir şiir yazdığını görüyoruz. Okuyunca çok özeniyorum, çünkü benim şiire karşı hiç ilgim de yok, yeteneğim de. Bir oturup deneyeyim dedim, vallahi çok zor değilmiş. Seri yazmayı düşünüyorum, başlıktan da gördüğünüz üzere, maalesef :)) devamı da gelecek. Üzülmeyiniz efendim üzülmeyiniz, sanat sanat içindir, sanat halk içindir. Sanatıma saygı duyun, duymayanla bozuşurum, belli olmaz çok fena kafayı da takabilirim, garantisi yok :)
Sol Elim
Sen benim sol elimsin
36 senedir benimlesin
İlk başlarda pufidik pufidik bir eldin
Sonra nedense inceldin
Geçen gün yaktım seni sol elim
Biliyorum ki canın çok yandı
Çünkü ben de orada idim
Ama herkes yokum sandı
Sen benim için çok önemlisin
Copy paste yaparken her şeyimsin
Paste yapana kadar tüm bilgileri sen tutarsın
Ama yapmamış gibi susarsın
Seni yıkadım bu sabah, sol elim
Yıkayınca mis gibi koktun
Öpesim geldi benim
Gören olur diye öpmedim
Klavyede caps lock’u senle açarım
Shift’e senle basarım
Tab tuşunu kullanırım
Sen olmasaydın ben ne yapardım
İşte böyle sol elim,
Sen benim gizli sevdamsın
Uydu kumandasını tutansın
Sağ elim senden utansın
Bir de akrostiş deneyelim:
Kim bilebilir şu an aklımdan geçeni
Utanırım söylemeye adını
Riyakarlık değil yaptığım
Adeta bir bilmece bu
Bilinmesi mümkün olmayan
İhtimal var mı seni görmeye
Yine eskisi gibi olabilmek birlikte
En güzel şey sensin tarçınlı kurabiye!
Gözünün kulağınız bende olsun efendim, pek yakında serinin 2. bölümü de yayında olacak. Pai pai
8 Şubat 2010 Pazartesi
Tanrı'nın Kitabı
Cumartesi ve pazar gününü bir eğitim sebebiyle çalışarak geçirdim. Pazar akşam saatlerinde buna bağlı olarak "naz " seviyemde ciddi bir artış meydana geldi :) Eşim akşamüzeri beni almaya geldiğinde, lazanyasının nazlanma potansiyelindeki artışı farkedince, beni hemen attalara götürdü. Yemekten sonra Book of Eli (Tanrı'nın Kitabı) filmine girdik.Film, son derece etkileyici bir sahneyle başladı. Nefesimi tutarak izledim ilk dakikaları. Film hemen sardı ikimizi de. Klişeleşmiş kıyamet sonrası senaryolarından biri mi diye endişelenmiştim ama hem Denzel Washington'ın oyunculuğu hem filmde kullanılan renkler hem de süper müzikler sayesinde yanıldığımı anladım. Film, Hristiyanlık propagandası mı yapıyor acaba diye düşünenler varsa, cevabım hayır. Film, din kavramı üzerinde duruyor. İnsan topluluklarının, herşeylerini kaybettiklerinde sığınabilecekleri bir dini inanışın gerekliliği çok güzel vurgulanıyor. Buna karşılık, dini kullanarak insanlar üzerinde baskı kurmak isteyenler de mevcut ve bunun nasıl tehlikeli bir olgu olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. (Bu mesajım, bunun aynısını bize yaşatan din tüccarı siyasetçilere) Filmin final sahneleri de sürprizlerle dolu ve çok etkileyici.
Filmde çok etkileyici diyaloglar var. Bugün fütursuzca tükettiğimiz kaynaklar için, filmde insanların birbirlerini öldürmesine yapılan vurgular, aklıma sıkça Hayrettin Karaca'yı getirdi. İhtiyaçlarımızdan fazlası için dünyayı yokediyoruz diye haykırışını düşünüyorum. Evet, insan bir tas çorba ve suyla da doyurabilir karnını, bir elbiseyi de yıllarca giyebilir. Ama şu doymak bilmez egomuzun yüzünden herşeyi berbat ediyoruz.
Bugünlerde sinemaya gidecekseniz, farklı birşeyler izleyeyim derseniz, Tanrı'nın Kitabı'nı düşünmekte yarar var. Halen nefes almakta zorlanan blog yazarınız şimdi papatya ve nane buğusu yapmak üzere izin istiyor ve hatta hemencecik kaçıyor. Pai pai :)
5 Ocak 2010 Salı
Vavien: Meğer Başka Birşey Demekmiş !
31 Aralık'ta, akşam misafirlerimiz gelmeden önce sinemaya gitmeye karar vermiştik eşimle. Neşeli Hayat, Avatar gibi popüler filmler vardı gösterimde. Ama Vavien'de karar kıldık. Filmler hakkında, gazetelerde uzun uzun yapılan eleştirilere tahammül edemiyorum doğrusu. Bu yüzden, filmin gösterime gireceğini öğrendiğimde, konusunu da yorumları da okumamayı seçtim. Salonda sadece dört kişi vardı maalesef. İzleyici sayısının artmaması önemli bir sorun, insanların çoğu sinemaya gitmiyor. CD kiralayıcılardan alınan kopya filmlerle idare ediyor. İşin maddi boyutu yadsınamaz ama bu sorunu olmayanların bile sinemaya gitmemesi üzücü. TV'deki dizi furyasında kendini kaybetmeyi seviyor bizim halkımız. Romanya'da sadece iki gün yayınlanabilmiş, insanların ne olduğunu anlamaması sebebiyle yayından kaldırılmış "kutu açma" yarışmaları, bizde reyting rekorları kırabiliyor. Çünkü düşünmek, okumak ve bilmek gerekmiyor, "hissetmek" yeterli oluyor. Herşeyi "hissetmeyi" seven halkım, kendisine hissettirile hissettirile yapılanları nedense algılayamıyor. Gündemin birilerinin oyuncağı haline geldiğini, çıkarlar doğrultusunda hareket edildiğini göremiyor. Cumhuriyetimizin bütün kurumları tartışmaya açık hale getirildi, yatak odası herkese açıldı. Bu yobazların, cumhuriyetle ne alıp veremedikleri var, anlamak zor. Bugün babanın soyadı ile bu ülkede yaşayabiliyorsan bunu M.Kemal Atatürk'e borçlusun bre zındık, bre cahil, bre kafir. Allah ile aldatmaya utanmıyorsunuz. Offf offf, akşam akşam yine sinirlendim. En iyisi filmden bahsedeyim.Filmde rolünün hakkını vermeyen kimse yok. Evet Engin Günaydın'da, Burhan Altıntop etkisi kısmen de olsa sürüyor. Ama bu yarı kurnaz ve beceriksiz adam tipi ona pek yakışıyor. Mimiklerini çok beğendim. Binnur Kaya muhteşemdi yine, her zamanki gibi. Orasını burasını gerdiren ve birbirinin kopyası haline gelen güruhtan öyle farklı ki. O oynadığı zaman, Sevilay karakterinin içinden bakıyorsunuz olaya, öyle gerçek, öyle dokunaklı. Görüntüleri ve müziği de çok beğendim. Bu arada Tokat Erbaa'da muhteşem bir göl olduğunu öğrenme şansımız oldu, Düden Gölü.
Film boyunca, mizah ve duygular içiçe geçmişti. Espriler akılda kalıcıydı, geçen haftadan beri aklımıza geldikçe gülüyoruz. "Ellerini yıkadın mı?", "Kabloda % 50 indirim", "Samsun'dan ihale almak" , "Arabaya otomatik kapı yaptırmak" vs vs :))
Diyeceğim odur ki; zamanınız varsa, filme ayıracak paranız varsa, film hazır gösterimdeyken gidin görün. Ne dersiniz ? "Pikniğe gidek mi? " :))
Hamiş: Vavien, genelde uzun koridorlarda kullanılan, koridorun başı ve sonunda bulunan anahtarların iki taraflı çalışmasıdır. Yani biriyle ışığı açıp, diğeriyle kapatabilineceği gibi tam tersi şeklinde de çalışabilmektedir. Bu kullanışlı sisteme vavien denir. MİŞ :) Arz ederim.
3 Kasım 2009 Salı
Bir Film ve Akmayı Beceremeyen Gözyaşlarım

