3 Kasım 2012 Cumartesi

Gayet Normal Activity Versus Paranormal Activity

Paranormal Activity serisini izlemek bir türlü nasip olmamıştı. Çok da severim böyle hayaletli ruhlu gerilimli şeyleri ama gidememiştim o zaman. Geçen akşam TV'de oynuyordu, bir baktım, çok tırt bir filmmiş, çok şey kaybetmemişim yani. Sonra düşündüm, acaba biz uyuduktan sonra bizim evde neler oluyor olabilir diye, aklıma bekarken arkadaşlarla kaldığım ev geldi.

Bu ev bir apartmanın birinci katında, arka sokağa bakan bir daireydi. Ev bulamadığımız o günlerde (17 sene önceden bahsediyorum, TOKİ yoktu o zaman, Allah başbakanımızı korusun, herkese TOKİ konutlarının beşinci katında dahi boğulabilmeyi nasip etsin, AMİN) bize Maslak 1453 gibi gözükmüştü. Tabi ev son derece eski ve bakımsızdı. Mesela dış kapı kilitli olmadığında, dur zile basmayayım kapıyı tıklatayım diyen nazik bir misafir kendisini birdenbire antrede bulabilirdi, o derece sağlamdı kapımız. Hele bir elektrik tesisatı vardı, anlatılmaz yaşanırdı ancak. Diyelim ki saç kurutma makinasını çalıştırdınız, diğer odanın ışığı yanardı, buzdolabının kapağını açınca salonun ışığı sönerdi. En tuhafı da tuvaletin ışığını yaktığımızda mutfaktaki radyonun çalması olurdu. Kafası çok güzelmiş anlaşılan tesisatçının, her an bir aksiyon, her an bir sürpriz.

Neyse işte evi temizledik, yerleştik, başta 3 kız arkadaştık, sonra biri gitti, sonra 2 kişi daha geldi, sonra onlardan birinin nişanlısı da geldi. Böyle cümbür cemaat yaşıyorduk yani. Evde iş bölümü yapmıştık ilk heyecanlı günlerimizde, yemeği ben yapıyordum, bulaşıkları diğer kızlar sırayla yıkıyordu, pazar günleri de temizlik yapıyorduk. Tabi bu plan sadece plan olarak kaldı, sanırım bir hafta filan sürdürebildik, ondan sonrası koy totosuna gitsin modelinde devam etti. Mesela yemekleri yedikten sonra kalan bulaşıkların üzerinde tanımlanamayacak küfler oluşuyordu. Bir kere ocağın üzerinde kalan tencerenin içinde gelişen küfü, ev arkadaşım brokoli sanıp yemeye kalkışmıştı. En son menemen yaptığımız tavanın içinde oluşan organizma bize "sessiz olun laynnnn" diye seslenince, bulaşıkları fazla biriktirmeden, 15 günde bir yıkamaya başlamıştık.

Temizlik yapılmayan evimizde, eşyaların üzerinde biriken tozları, birbirimize mesaj yazmak, not bırakmak için kullanıyorduk. O zaman cep telefonu mu var kardeşim, yazıyorduk sehpaya, "Çınar'dayım, sinemadayım" diye. Çok da güzel iletişebiliyorduk, insan olana tozlu sehpa çok bile. Bir de hepimizin en az onar çift ayakkabısı vardı ve bir vestiyerimiz olmadığı için hepsi antrede duruyordu. Karşıdaki komşu teyze, her gün evde mevlüt düzenliyoruz sanıyordu, kokuyu hiç tarif etmeyeyim.

Kısacası evimizdeki sıfır hijyen anlayışı bize, biz uyuduktan sonra evde gelişen gayet normal activity olarak, yani bir ton hamamböceği olarak geri döndü. O kadar semirmişlerdi ki geceyarısı bazılarının ayak seslerini duymak mümkün oluyordu. Kızlardan birine annesi badem ezmesi göndermiş, o da hangi akla hizmetse kutuyu açıkta bırakmış. Yeminle kutunun ayaklanıp gittiğini gördük o gece. Kameramız olsaydı daha nice aktiviteler görürdük ama teknolojik imkanlarımız sınırlıydı. Yine de hamamböceklerimizle aramızda seviyeli bir ilişkimiz vardı, mutfak dışına çıkmıyorlardı. Bir gün arkadaşımın tişörtünün koridorda kendi başına gittiğini görünce yeter artık dedik. Hadi mutfağı talan ettiniz anladık ama yatak odalarımıza girerek mahremimize girdiniz diyip savaş ilan ettik.

Bir akşam evi ilaçladık. Allahım ne çığlıklar, ne patır patır dökülme sesleri aman aman, resmen koloniyi de geçmiş, ulus haline gelmiş eşşoğlueşşekler. İlaçlama ve temizlikten sonra bir daha gelmediler.

Böyle !

3 yorum:

Deniz Varnalı dedi ki...

Mahallemin muhtarı ne maceralıymışsın yahu sen.. Paranormal vitaminli aktivitelerin çok bizi güldürmelerin de aynen boyle bol keseden olsun...
Sevgiler
D.

A Vitamini dedi ki...

Olur anacım olur :)

Gül Yazıcı dedi ki...

Ohanesburg diyebilir miyim !! :D