3 Aralık 2012 Pazartesi

Saniye Halamla Tanışma Vaktiniz Geldi

Bunca zamandır blog yazıyorum, ancak size bu güzide insanı halen tanıtmamış olduğumu yeni farkettim. Saniye Hala, gerçek halamız değil ama yıllardan beri böyle alışmışız, hala deriz ona. Saniye Hala şu an yetmişlerini sürmekte ama ona sorsanız, "orta yaşın" getirdiği sıkıntılara alışamadığından bahsedebilir size.

Halam son derece baskın bir karakterken, bin yıllık kocası olan eniştemiz bir o kadar siliktir. Öyle ki, adını bile hatırlamayız, o sadece eniştedir. Halamların evi bize çok yakın, o yüzden sık sık gideriz ziyaretine. Her konuşmasında bir bomba patlatır, biz gülmekten yerlere serilirken, o gayet sakin bakar durur. Halam tam bir TV hastasıdır, Yüksel Aytuğ'un işten ayrılması durumunda, hiç yokluğunu hissettirmeden yerine geçebilir. Halam en az 15 tane diziyi tam izler, bir o kadarını da fragmanlarından takip eder. Kolay kolay evinden çıkmaz, kocasını terkeder ama televizyonundan vazgeçmez.

Halam mutfak konusunda maalesef çok başarılı değildir. Aman bugün ne pişirmiş diye hevesle dolabını açtığımız hiç olmamıştır. Ev işlerine de çok titiz değildir, bildiğin pistir. Enişteyle tek ortak noktası ikisinin de cimrilikte dünya lideri olmasıdır. Bayram harçlıklarını gıdım gıdım verdiği yetmezmiş gibi, bir sonraki bayramda, önceki harçlıkların hesabını sormayı da ihmal etmez.

Halamı diğer insanlardan ayıran en önemli özelliği, çarpıcı beyanatlarıdır. Sonra yine bahsederim kendisinden ama bir örnek yazmadan onu anlatmak kolay olmayacak sanırım.

Bir gün halamlar bize gelmişti. Halam tam konsantrasyon TV izlerken, ben de kızıma yemek yedirmeye uğraşıyordum. Bu esnada kızı oyalamak için şu saçma çocuk şarkılarından birini söylüyordum ki:

Bir gün bir gün bir çocuk
Eve de gelmiş kimse yok
Açmış bakmış dolabı
Şeker de sanmış ilacı
Yemiş yemiş bitirmiş
Akşama sancı başlamış
Kıvrım kıvrım kıvranmış
Yaptığından utanmış...

Halam: " İtoğlu it"

Ben: Hala ne oldu, niye kızdın?

Halam: Anahtarla kapı açabiliyor ama yediği boka bak.

Ben: Kapı mı açıldı hala?

Halam: Anası olacak şıfrıntı (bu şırfıntı değil, daha öte bişey) nerdeymiş?

Ben: Kimin anası halacım?

Halam: İlaç yiyen oğlanın

Ben: :S!  Hala o sadece bir şarkı

Halam: Evinde otursun soyka, bir çorba da mı yapamamış?

Ben: Hala, yok öyle bir kadın, şarkı bu.

Halam: Öyle ana olmaz olsun zaten


İşte böyle uzar gider diyaloglar :)

Onu nihayet sizinle tanıştırdığım için mutluyum. Görüşmek üzere, pai pai ...




1 yorum:

Gül Yazıcı dedi ki...

puahhahahah, her aile bi hala lazım yaa. Bayılırım böyle tiplere :D