16 Aralık 2010 Perşembe

Uzun Bir Aradan Sonra

Çoktandır yemek tarifi paylaşmadım. Aslında mutfakta daha çok zaman geçirebiliyorum şimdilerde, hatta geçen gün mantı bile açtım :) Hamilelik şekeri problemi çıktığından beri tatlı ve hamurişlerini çok azalttım. Yaptıklarımı da kepekli undan yapmaya başladım. Normal undan hiçbir farkı yok, lezzet, ölçü vs. Sadece rengi koyu oluyor yapılanların, o kadar.

Yemek sonrasında tatlı yemeye alışık olduğumuz için canımın kek çektiği bir gün aşağıdaki tarifi yapmaya karar verdim. Normal klasik kek tarifimi değiştirerek, daha masum bir kek yaptım. Diyet yapanlar için de oldukça uygun. Tatlandırıcı içeren light ürünler yerine bunu tüketmek daha sağlıklı. Kalori değeri normal kekle aynı ama kepekli un ve pekmez içerdiği için kana daha geç karışıyor. Ölçüyü kaçırmadan yenebilir.

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 6 yemek kaşığı pekmez (harnup pekmezi kullandım)
  • Yarım çay bardağı fındık yağı
  • Yarım su bardağı süt
  • 5-6 kuru incir
  • 5-6 kuru kayısı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • Aldığı kadar kepekli un (Söke Un kepekli unu kullandım, süper)

Yumurta ve pekmezi mikserle iyice çırpıyoruz. Süt ve yağı ekliyoruz. Suda 10 dakika bekletip şişirdiğimiz kuru meyveleri minik minik doğruyoruz. Kalan tüm malzemeyi de ekleyip katı bir kek hamuru yapıyoruz. 170 C'de pişiriyoruz.

Daha tatlı olmasını isterseniz, tarife 2 yemek kaşığı tozşeker ekleyebilirsiniz. Ama pekmez ve kuru meyveler yeterince tat veriyor.

Doktorun verdiği diyet bende işe yaradı, 186 olan tokluk şekerimi 143'e düşürebildim. 15 günde de sadece 200 gr alarak kilo artışımı da kontrol etmiş oldum. 7,5 ayımız bitti ve toplamda sadece 6 kg aldım. Ayşemin kilosu haftasıyla uyumlu, o gayet iyi çok şükür. İnşallah tüm hayatını etkileyecek olumsuz bir miras aktarmadan dünyaya getirebilirim minik hamsimi :) Bu satırları yazarken ben, minişim karnımın şeklini değiştirmekle meşgul :)

Bu arada kekin fotosunu çekmekle uğraşamadım maalesef. Böyle kahverengi, mis kokulu bir kek oluyor. Eşim de çok beğendi tadını. Tavsiye ederük yani.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Bak Schuster !


Kariyerli hocasın dedik, iyisin dedik ses etmedik. Ama devirdiğin çamlar Amazon Ormanlarını doldurdu be hacı. Şimdi geçmişi bi hatırlayalım:

  • Trabzonspor'a 1-0 yenildiğiniz maçtan sonra, "takımda rotasyonu nasıl sağlıyorsunuz" sorusuna, "siz Trabzonlular bizi anlamazsınız, Avrupa'da yoksunuz" diye cevap verdin. Beşiktaş'a bir hezimet duası yapacağım ama senin yüzünden yazık olmasın diye yapmıyorum. Yoksa nefesim çok pis kuvvetlidir.
  • Antremanda seni çeken basın mensuplarına yukarıdaki pozu verip, yardımcılarınla pis pis sırıttın. Sana küçük bir temennide bulunayım: "Tuttuğun altın olsun dayı" !
  • Fatih Tekke'nin rakip takım oyuncularıyla konuşmasına tepki verip, koca adama küfür ettin. Şimdi kenarda paslanmasını bekliyorsun. Seni gidi çakma İspanyol seni !
  • Trabzonspor'u korkak futbol oynamakla suçladın. Ya hiç izlemedin ya da bir tarafından uyduruyorsun. Ya da feci şekilde hasetsin. Hadeee hadeeee
  • 2-2 berabere kaldığın Konyaspor için "1960 model futbol oynuyorlar" dedin. Dün Eskişehir'de uğradığın hezimet (skor olmasa da futbol açısından) sonrasında şimdi sana soruyorum: "Bu ne bu"
  • Trafikte alkollü yakalanan Guti'yi savunacağım derken hepimizi aşağıladın.

Git hacı git, kendine çok küfür ettirmeden git !

8 Aralık 2010 Çarşamba

Sevgiyle Kaydırtan Diyaloglar


Malumunuz üzere aylardır çalışamadığım için evde bol bol TV izlemekteyim. Daha önce burun kıvırdığım bir çok programı şimdi çok eğlenerek izliyorum. Allahtan hamilelik sadece dokuz ay sürüyor. Bir altı ay daha böyle kalsam beynimin süngere dönmesi kesin. Bunda en çok payı olan şeyler, programlar esnasında yalanan enterasan diyaloglar. İşte birkaç örnek :
Program: Derya Baykal'ın programı
Konuk: Abdullah Şahin
DB: Abdullah, sana çok iyi bildiğin bir konuda soru soracağım.
AŞ: ??
DB:Düzenli ve güvenli seks yapan erkeklerin ömrü uzuyormuş.
AŞ: I don't know !
DB: Floransa Üniversitesi Seksoloji Kürsü Başkanı ( Kürsüye bak bee) Donatella Seksapelli, aynı kadınla seks yapan erkeğin fazla heyecanlanmaması sebebiyle kalp krizi riskinin azaldığını, ömrün uzadığını belirtmiş.
AŞ: Bayanları alkışlıyorum :)
Program: Müge Anlı
Konuk: Süleyman ve Emine Aklıevvel
Vaka: Aklıevvel çifti 16 yaşlarındaki kızları Gülbiye'nin zorla kaçırıldığını iddia etmektedir.
MA: Gülbiye nasıl bir kızdı? Çok gezer miydi? Kaçma eğilimi var mıydı?
SA: Yok kızım yok, kendi halindeydi. Evden çıkmazdı.
MA: Peki Emine abla, kızınızın yakın arkadaşı veya erkek arkadaşı var mıydı?
EA: Yok Müganım töbeee, çok namusluydu benim kızım.
MA: Kaybolduktan sonra sizinle hiç temas etti mi, aradı mı sizi?
EA: Daha önceki kaçmalarında hep arardı, bu sefer aramadı, çok meraktayım guzummmm oyyy kaçırdılar mı seni yavrıııımmmm
MA: ?????
Program: Bir izdivaç programı
Vaka: 70 yaşındaki Hüsam Amca taliplerini arıyor
Sunucu: Yaş kaç Hüsam Amca?
HA: 70 ama iş bitmemiş, anladın mı ? Heee heee heee
Sunucu: Maşallah maşallah, peki nasıl bir eş arıyorsun?
HA: Ben çok sağlıklıyım anladın mı? Kompileyim yani. O da öyle olsun.
Sunucu: Anladık Hüsam Amca, başka ?
HA: Benim herşeyim yerinde duruyor, o da öyle olsun.
Sunucu: Şimdi RTÜK kapatacak, evde kalacaksın amcam.
Program: Sabah kuşağındaki sağlık programlarından biri
Vaka: İshal vb bağırsak hastalıkları
Sunucu: İshalde en önemli şey nedir doktor bey?
Doktor: Çıkan sıvıyı aynen yerine koymaktır, çünkü bazen şarrrrrr diye gidiveriyor.
Sunucu: :S
Program: Müge Anlı
Konuk: Ali Cahiloğlu
Vaka: Ayrıldığı eşi, ayrıldıktan 1 yıl sonra dünyaya gelen çocuk için nafaka talep ediyor :)
MA: Eşinle ne zaman ayrıldınız Ali?
AC: Temmuz 2009'da.
MA: Çocuk ne zaman doğdu?
AC: Ağustos 2010'da.
MA: Kaça kadar okudun Ali?
AC: İlkokul üçe kadar abla.
MA: Çocuğun en geç dokuz ayda doğduğunu anlattılar mı sana okulda Ali?
İşte böyle sevgili okurlar... Hepinizi büyük üstad Birand'ın veciz sözüyle uğurlamak istiyorum.
"Sevgiyle kayın "
Pai pai :)

26 Kasım 2010 Cuma

Mirası Reddediyorum !

Bayramda tatlıları tabak tabak götürmüşken, aldığımız damla sakızlı şekerleri birer ikişer gizli gizli yemişken, pazartesi günü genetik mirasıma enselendim. Yapılan şeker yükleme testinde şekerim 186 çıktı :( Anneannem, annem, 3 teyzem ve babam şekerli olduğu için ve de fazla kilolarımdan dolayı her zaman risk altındaydım ama hamilelikte karşıma çıkmasına çok üzüldüm. Ayşe zarar görür diye 2-3 gün epeyce stres yaşadım. Gittiğimiz dahiliyeci bu rakamı çok yüksek bulmadığını söyleyip diyet listesi verince biraz içimiz rahatladı. Şimdi diyetteyiz.

Ayşem kuzum, balık kızım, pıtış kızım gayet iyi durumda çok şükür. Büyüdükçe hareket tarzı da değişiyor. Doğumdan sonra bu döneme ait özleyeceğim iki şeyden birisi, onun bu tatlı kıpırtılarını hissetmek olacak. Diğeri de tabii ki prenses muamelesi görmek :)

Ayşe için alışveriş yapmaya başladık. Karyolası ve dolabı Ocak ortasında gelecek. Babamızla beraber kızımızın nevresimlerini, uyku setlerini, battaniyelerini, havlularını aldık. Şimdi onlara bakıp bakıp ayyyy ayyyy diyip duruyoruz. Sırada kıyafetleri ve diğer eşyaları var. Hayatımıza çoktan girdi bile kızımız, eşyalarını sağda solda görmek o kadar güzel ki...

Ayşe'den başka birşey yazamadığımın farkındayım ama mazur görün. Ondan başka birşey düşünemiyorum artık.

Hoşçakalın !

15 Kasım 2010 Pazartesi

Ortaya Karışık: Bölüm Birkaç Kusür

Selam gençler ! Geçen hafta babamız şehirdışına çıkınca kızımla başbaşa kaldık. Benim bilgisayar da sizlere ömür olduğu için 10 Kasım'da eklemek istediğim yazıyı ekleyemedim. O gün kendiliğinden Anıtkabir'e, Dolmabahçe'ye akın eden binlerce insanı görünce yüreğime azıcık su serpildi. Büyük Önderimizi saygıyla selamlıyorum.

15 gündür Dünya Voleybol Şampiyonası sayesinde güzel vakit geçirme şansım oldu. Bizim maçlar genelde sabahın köründeydi ama ben zaten çok erken uyandığım için sorun olmadı. Aylin Abla işkencesi yüzünden maçları sessiz şekilde izledim. Buradan NTV'ye seslenmek istiyorum, beni izlediğinizi biliyorum :) , birader lütfen Aylin Ablayı yormayın, dinlendirin, yorum felan yapmasın. Hata yaptığımızda çıkardığı ahuaaahhhhhgg sesine daha fazla tahammül edemeyeceğim. Bu arada kızları da tebrik ederim, iyi bir sonuç aldık.

Eheeemm ehemmmm, Trabzonsporumuz şahane gidiyor, söylemesi ayıptır ama nal toplatıyor desek yalan olmaz sanırım. Temiz temiz futbolumuzu oynuyoruz, golümüzü atıyoruz. Kızım çok şanslı, çünkü harika bir sezonda doğmuş olacak inşallah. Onu seçimleri konusunda yüreklendirme kararı aldık babamızla, seçimlerine saygı göstereceğiz. Ama 3 konuda biz ne dersek o olacak, valla kızım demem, fena pataklarım :) Birincisi, Atatürk sevgisiyle büyüyecek, ilkelerini öğrenecek ve benimseyecek. İkincisi , sosyal demokrat olacak, CHP'nin büyük geçmişini bilecek. Üçüncüsü ise Trabzonsporlu olacak, başka yolu yok :) Bu konuda gereken tüm beyin yıkama faaliyetleri tarafımca yürütülecek.

Yarın Kurban Bayramı başlıyor. Biz bayrama erken başladık. Samsun'dan gelen arkadaşlarımızla dün ve bugün çok güzel zaman geçirdik. Yarından itibaren her yeri mangal kokusu saracak. Buradan kurban keseceklere sesleniyorum. Lütfen bu bayramın paylaşım odaklı olduğunu unutmayın, mangal bayramına çevirmeyin. O kurbanları paylaşmak için kesiyorsunuz, derin dondurucunuza stok yapmak için değil ! Buraların bu pintiliğinden hoşlanmıyorum hiç. Bizim memlekette kurban eti dağıtılır, kalanı pişirilir, onu da ev halkı ve gelen misafir yiyip bitirirdi.

Bugün Ayşe için bir sürü cici beğendik, uyku setleri, nevresimler, havlu takımları vs vs. Bayramdan sonra gidip alacağız kısmetse. 26. hafta da bitti çok şükür, giderek heyecanımız ve sevincimiz artıyor, hele de eşyaları birer birer eve gelmeye başlayınca onun hayatımıza kattığı güzellik daha da belirgin oluyor. Kızım, Ayşem, nasıl seviliyorsun, bekleniyorsun bir bilsen.

Ortaya karışık yazımız burada sona eriyor. Hepimiz için güzel bir bayram olsun inşallah. Pai pai

6 Kasım 2010 Cumartesi

Özlem...

Bülent Ecevit'i kaybedeli dört yıl oldu. Onun adamlığını, onun prensiplerini, onun duruşunu, onun dürüstlüğünü, onun vatanseverliğini, onun sosyal demokratlığını, onun ozanlığını, onun eşine olan aşkını unutmak mümkün değil.

Özlemimiz bitmeyecek ...

2 Kasım 2010 Salı

Vay beee !


Geçen sene bugündü, genç kadın sıkıntılı bir projeyi henüz bitirmişti. Hava çok yağmurluydu, dışarıya çıkılacak gibi değildi. Uzun süredir içini kemiren yazma isteğini daha fazla engelleyemeyeceğinin farkındaydı. Ne yapmak istediğine karar verememişti, kahverengi gözlerinde o tereddütü görmek mümkündü. Yemeklerden mi yazmalıydı, yoksa içindeki deliyi açıkça ortaya dökecek birşey mi yapmalıydı? Yaşatmayı başarabildiği tek bitki olan kaktüsüne bakıp derin derin içini çekti genç kadın. Dur hele dedi, bir başlayalım. Malum Türküz, bizde kervan yolda düzülür diye düşündü. Kıvırcık uzun saçları alnına dökülmüştü. Saçlarını toplayıp hadi bismillah diyip işe koyuldu.
Öfff daha fazla uzatmayayım, bloga başlayalı tam 1 yıl olmuş. Kutlama babında yani :) Genç kadın da ben oluyorum, kuyruklu yalan !
İyi ki başlamışım yazmaya... Okuyan, yorum yapan, yapmayan, vay beee diyen, hadi lennn diyen herkese teşekkürler. Pai pai