20 Aralık 2010 Pazartesi

Sırada Harun Var :)

Sevgili Gizem'den hemen sonra Harun'dan bir mail aldım. Bu kez hazırlıklıydım ve gönderen kişinin adının "Harun Basur" olduğunu görünce çok da şaşırmadım. Sadece Gizem'in bolca kullandığı görsel öğeleri, Harun da kullanmış mıdır diye epeyce bir düşündüm. Hani kadın memesine bakmak neyse de, çok özel bir merakınız yoksa eğer, hemoroidli tatoş resmi sabah sabah pek iyi gitmezdi yani. Hadi bismillah deyip açtım maili. Çok şükür resimler görüntülenemiyordu.

Ürünle ilgili güzel bilgiler vardı. Ürünü tatoşuna sürüp çiğ köfte yemeye devam edebildiğini anlatan "Ahmet Yıldırım" bana biraz yalan gibi geldi ama neyse. Abim madem tatoş çıkışı arızalı, boğazına mukayyet olsana biraz. Bak Harun reklam eder seni böyle elaleme.

Sırada ne var merak ediyorum. Burhanettin Ereksiyonoğlu ya da Sanem Özkanama'dan da ürün önerileri gelecek diye tahmin ediyorum.

Bu arada, yılbaşı yaklaşınca hediye olayından dolayı bolca parfüm reklamı dönüyor TV'de. Hepsinin ortak özelliği, reklam filmi bir kadın ve bir erkek arasında geçiyor. Dekor olarak dağınık bir yatak mevcut ve de ağzının üstüne üstüne vurulmuş gibi konuşan seksüüü bir ses var. Bir de parfüm isimleri illaki "j" harfi içeriyor, ya da okunuşunda "ş" oluyor. Böyle bir hırıltı, bir hışırtıdır gidiyor. Hiç şöyle bir marka görmedim mesela: "New fragrance by Nuriye Sütlüoğulları" Şöyle anaç bir parfüm markası arıyorum ama bulamıyorum.

Tekrardan bu arada, benim alerji dönemim geçen akşamki tütün kolonyası faciası ile açılmış bulunmakta. Ertesi gün evdeki tüm kolonyaları kaldırdım, hele bir lavanta kolonyası var ki bizde, sağlam adamı astım yapar, yapardı daha doğrusu. Onu direkt atıp imha ettik. En büyük korkum, doğumdan sonra geçmiş olsuna gelenlerin kolonya getirmesi, daha da kötüsü o şişenin açılıp millete dökülmesi :(

Hadi kaçtım şimdilik, pai pai.

19 Aralık 2010 Pazar

Sevgili Gizem'den Bir Mail Aldım

Gizem'i tanımıyorum ama çok içi dışı bir kız olduğuna eminim. Adı Gizem Devikiz. Bana dün mail atmış. Önce isimden birşey çıkaramadım tabi ama maili okuyunca Gizem kadar yaptığı iş, adına uygun olan birini daha tanımadığımı farkettim. Gizem, ameliyat olmadan memeleri büyütmenin mümkün olduğuna dair oldukça detaylı bilgiler vermiş. Bir kremi tanıtıyor. Sürünce, memeler hemen hooppacık büyüyüveriyormuş. Bol bol görsel öğelerle süslenen mail sayesinde ufkum epey bir genişledi. Tabi kafam kadar büyük bir memenin, insan hayatını nasıl zorlaştıracağı da çok açık. Sanırım Gizem bana bu kremi satarsa, arkadan sırt ağrılarına iyi gelen bir masaj aleti satmayı da önerecektir. Bu sebeple, sevgili Gizem Devikiz'e beni düşünüp de mail gönderdiği için çok teşekkür ediyorum. Anladım ki insanlık henüz ölmemiş.

Ölmemiş derken, bana seneler boyunca büyük bir istikrarla "enlarge your penis" maili gönderen sevgili adsız kardeşimin hayatından endişe ediyorum. Uzun zamandır yoksun be arkadaşım. Ya benim erkek olmadığımı sonunda anladın ya da başına birşey geldi. Çok özleniyorsun, bunu bil tamam mı?

Pai pai...

18 Aralık 2010 Cumartesi

İrdele Aykut, İrdele Beybi

Seni hep ayrı bir yerde tutmuştuk sayın Kocaman. Fener'den zerre kadar hazzetmesem de seni severdim, efendiliğin bir başkaydı. 96'daki maçtan sonra söylediklerinle kalbimize taht kurmuştun ama dün indin maalesef. Trabzonspor'un size attığı 9 puanlık farkı, son maçlarda kazandığı penaltılara yorup resmen herkes gibi olmuşsun. Bebeğim sen tüm maçlarını adam gibi kazandın da Trabzon'a verilen penaltılara mı kaldı işin? Gazetelerdeki yorumlara bakıyorum, ortalık ezikten geçilmiyor. Oynuyor bu takım kardeşim oynuyor ! Yener, yenilir, fark atar, fark yer ama oynar ! Bak devre arası geldi, azıcık amuda kalkın da beyninize kan gitsin olur mu annem ?

Takımım şampiyon olur ya da olamaz ama oynadığı futbolu izlemek, takımın takım gibi hareket edişini görmek çok güzel. Bir de kazandığımız haftada, tüm rakiplerin puan kaybedişini izlemek paha biçilemez :)

Şimdi bundan sebep Aykutcum, kendine gel canım. Bak efendiliğimi koruyorum hala, sen değil başkası olsaydı, fena halde kalaylardım. Pai pai

16 Aralık 2010 Perşembe

Uzun Bir Aradan Sonra

Çoktandır yemek tarifi paylaşmadım. Aslında mutfakta daha çok zaman geçirebiliyorum şimdilerde, hatta geçen gün mantı bile açtım :) Hamilelik şekeri problemi çıktığından beri tatlı ve hamurişlerini çok azalttım. Yaptıklarımı da kepekli undan yapmaya başladım. Normal undan hiçbir farkı yok, lezzet, ölçü vs. Sadece rengi koyu oluyor yapılanların, o kadar.

Yemek sonrasında tatlı yemeye alışık olduğumuz için canımın kek çektiği bir gün aşağıdaki tarifi yapmaya karar verdim. Normal klasik kek tarifimi değiştirerek, daha masum bir kek yaptım. Diyet yapanlar için de oldukça uygun. Tatlandırıcı içeren light ürünler yerine bunu tüketmek daha sağlıklı. Kalori değeri normal kekle aynı ama kepekli un ve pekmez içerdiği için kana daha geç karışıyor. Ölçüyü kaçırmadan yenebilir.

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 6 yemek kaşığı pekmez (harnup pekmezi kullandım)
  • Yarım çay bardağı fındık yağı
  • Yarım su bardağı süt
  • 5-6 kuru incir
  • 5-6 kuru kayısı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • Aldığı kadar kepekli un (Söke Un kepekli unu kullandım, süper)

Yumurta ve pekmezi mikserle iyice çırpıyoruz. Süt ve yağı ekliyoruz. Suda 10 dakika bekletip şişirdiğimiz kuru meyveleri minik minik doğruyoruz. Kalan tüm malzemeyi de ekleyip katı bir kek hamuru yapıyoruz. 170 C'de pişiriyoruz.

Daha tatlı olmasını isterseniz, tarife 2 yemek kaşığı tozşeker ekleyebilirsiniz. Ama pekmez ve kuru meyveler yeterince tat veriyor.

Doktorun verdiği diyet bende işe yaradı, 186 olan tokluk şekerimi 143'e düşürebildim. 15 günde de sadece 200 gr alarak kilo artışımı da kontrol etmiş oldum. 7,5 ayımız bitti ve toplamda sadece 6 kg aldım. Ayşemin kilosu haftasıyla uyumlu, o gayet iyi çok şükür. İnşallah tüm hayatını etkileyecek olumsuz bir miras aktarmadan dünyaya getirebilirim minik hamsimi :) Bu satırları yazarken ben, minişim karnımın şeklini değiştirmekle meşgul :)

Bu arada kekin fotosunu çekmekle uğraşamadım maalesef. Böyle kahverengi, mis kokulu bir kek oluyor. Eşim de çok beğendi tadını. Tavsiye ederük yani.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Bak Schuster !


Kariyerli hocasın dedik, iyisin dedik ses etmedik. Ama devirdiğin çamlar Amazon Ormanlarını doldurdu be hacı. Şimdi geçmişi bi hatırlayalım:

  • Trabzonspor'a 1-0 yenildiğiniz maçtan sonra, "takımda rotasyonu nasıl sağlıyorsunuz" sorusuna, "siz Trabzonlular bizi anlamazsınız, Avrupa'da yoksunuz" diye cevap verdin. Beşiktaş'a bir hezimet duası yapacağım ama senin yüzünden yazık olmasın diye yapmıyorum. Yoksa nefesim çok pis kuvvetlidir.
  • Antremanda seni çeken basın mensuplarına yukarıdaki pozu verip, yardımcılarınla pis pis sırıttın. Sana küçük bir temennide bulunayım: "Tuttuğun altın olsun dayı" !
  • Fatih Tekke'nin rakip takım oyuncularıyla konuşmasına tepki verip, koca adama küfür ettin. Şimdi kenarda paslanmasını bekliyorsun. Seni gidi çakma İspanyol seni !
  • Trabzonspor'u korkak futbol oynamakla suçladın. Ya hiç izlemedin ya da bir tarafından uyduruyorsun. Ya da feci şekilde hasetsin. Hadeee hadeeee
  • 2-2 berabere kaldığın Konyaspor için "1960 model futbol oynuyorlar" dedin. Dün Eskişehir'de uğradığın hezimet (skor olmasa da futbol açısından) sonrasında şimdi sana soruyorum: "Bu ne bu"
  • Trafikte alkollü yakalanan Guti'yi savunacağım derken hepimizi aşağıladın.

Git hacı git, kendine çok küfür ettirmeden git !

8 Aralık 2010 Çarşamba

Sevgiyle Kaydırtan Diyaloglar


Malumunuz üzere aylardır çalışamadığım için evde bol bol TV izlemekteyim. Daha önce burun kıvırdığım bir çok programı şimdi çok eğlenerek izliyorum. Allahtan hamilelik sadece dokuz ay sürüyor. Bir altı ay daha böyle kalsam beynimin süngere dönmesi kesin. Bunda en çok payı olan şeyler, programlar esnasında yalanan enterasan diyaloglar. İşte birkaç örnek :
Program: Derya Baykal'ın programı
Konuk: Abdullah Şahin
DB: Abdullah, sana çok iyi bildiğin bir konuda soru soracağım.
AŞ: ??
DB:Düzenli ve güvenli seks yapan erkeklerin ömrü uzuyormuş.
AŞ: I don't know !
DB: Floransa Üniversitesi Seksoloji Kürsü Başkanı ( Kürsüye bak bee) Donatella Seksapelli, aynı kadınla seks yapan erkeğin fazla heyecanlanmaması sebebiyle kalp krizi riskinin azaldığını, ömrün uzadığını belirtmiş.
AŞ: Bayanları alkışlıyorum :)
Program: Müge Anlı
Konuk: Süleyman ve Emine Aklıevvel
Vaka: Aklıevvel çifti 16 yaşlarındaki kızları Gülbiye'nin zorla kaçırıldığını iddia etmektedir.
MA: Gülbiye nasıl bir kızdı? Çok gezer miydi? Kaçma eğilimi var mıydı?
SA: Yok kızım yok, kendi halindeydi. Evden çıkmazdı.
MA: Peki Emine abla, kızınızın yakın arkadaşı veya erkek arkadaşı var mıydı?
EA: Yok Müganım töbeee, çok namusluydu benim kızım.
MA: Kaybolduktan sonra sizinle hiç temas etti mi, aradı mı sizi?
EA: Daha önceki kaçmalarında hep arardı, bu sefer aramadı, çok meraktayım guzummmm oyyy kaçırdılar mı seni yavrıııımmmm
MA: ?????
Program: Bir izdivaç programı
Vaka: 70 yaşındaki Hüsam Amca taliplerini arıyor
Sunucu: Yaş kaç Hüsam Amca?
HA: 70 ama iş bitmemiş, anladın mı ? Heee heee heee
Sunucu: Maşallah maşallah, peki nasıl bir eş arıyorsun?
HA: Ben çok sağlıklıyım anladın mı? Kompileyim yani. O da öyle olsun.
Sunucu: Anladık Hüsam Amca, başka ?
HA: Benim herşeyim yerinde duruyor, o da öyle olsun.
Sunucu: Şimdi RTÜK kapatacak, evde kalacaksın amcam.
Program: Sabah kuşağındaki sağlık programlarından biri
Vaka: İshal vb bağırsak hastalıkları
Sunucu: İshalde en önemli şey nedir doktor bey?
Doktor: Çıkan sıvıyı aynen yerine koymaktır, çünkü bazen şarrrrrr diye gidiveriyor.
Sunucu: :S
Program: Müge Anlı
Konuk: Ali Cahiloğlu
Vaka: Ayrıldığı eşi, ayrıldıktan 1 yıl sonra dünyaya gelen çocuk için nafaka talep ediyor :)
MA: Eşinle ne zaman ayrıldınız Ali?
AC: Temmuz 2009'da.
MA: Çocuk ne zaman doğdu?
AC: Ağustos 2010'da.
MA: Kaça kadar okudun Ali?
AC: İlkokul üçe kadar abla.
MA: Çocuğun en geç dokuz ayda doğduğunu anlattılar mı sana okulda Ali?
İşte böyle sevgili okurlar... Hepinizi büyük üstad Birand'ın veciz sözüyle uğurlamak istiyorum.
"Sevgiyle kayın "
Pai pai :)

26 Kasım 2010 Cuma

Mirası Reddediyorum !

Bayramda tatlıları tabak tabak götürmüşken, aldığımız damla sakızlı şekerleri birer ikişer gizli gizli yemişken, pazartesi günü genetik mirasıma enselendim. Yapılan şeker yükleme testinde şekerim 186 çıktı :( Anneannem, annem, 3 teyzem ve babam şekerli olduğu için ve de fazla kilolarımdan dolayı her zaman risk altındaydım ama hamilelikte karşıma çıkmasına çok üzüldüm. Ayşe zarar görür diye 2-3 gün epeyce stres yaşadım. Gittiğimiz dahiliyeci bu rakamı çok yüksek bulmadığını söyleyip diyet listesi verince biraz içimiz rahatladı. Şimdi diyetteyiz.

Ayşem kuzum, balık kızım, pıtış kızım gayet iyi durumda çok şükür. Büyüdükçe hareket tarzı da değişiyor. Doğumdan sonra bu döneme ait özleyeceğim iki şeyden birisi, onun bu tatlı kıpırtılarını hissetmek olacak. Diğeri de tabii ki prenses muamelesi görmek :)

Ayşe için alışveriş yapmaya başladık. Karyolası ve dolabı Ocak ortasında gelecek. Babamızla beraber kızımızın nevresimlerini, uyku setlerini, battaniyelerini, havlularını aldık. Şimdi onlara bakıp bakıp ayyyy ayyyy diyip duruyoruz. Sırada kıyafetleri ve diğer eşyaları var. Hayatımıza çoktan girdi bile kızımız, eşyalarını sağda solda görmek o kadar güzel ki...

Ayşe'den başka birşey yazamadığımın farkındayım ama mazur görün. Ondan başka birşey düşünemiyorum artık.

Hoşçakalın !