19 Ağustos 2010 Perşembe

Kötü Blog Yoktur

Kötü blog yoktur, bakımsız blog vardır. Blogumuz bakımsız kaldı ama mazeretimiz var tabii ki. Ben de Pıncır da iyiyiz çok şükür ama yatmamız gerekiyor bir süre daha.

En kısa sürede görüşmek üzere...

16 Temmuz 2010 Cuma

Külliyen Yalan

Sabah gazetesinin haberine göre, Jennifer Lopez tipli kadınların hafızası, elma tipli ablalara göre daha zayıfmış. Duy da inanma !

Bir kere, tüm kadınların hafızası gayet güçlüdür. Kadın birşeyi hatırlamıyorsa, hatırlayamadığından değil, sadece istemediğinden dolayı hatırlamıyordur. Bu yüzden sevgili bilim adamları, kafanızı tatoşlarımıza takacağınıza daha faideli işlerle uğraşın. Üstelik, bir kadın tatoşu ne kadar büyükse, o kadar rahat oturur ve rahat düşünür. Tecrübeyle sabittir :)

Hadi anam babam, gidin 1500 açılı diş fırçası filan icat edin. Naş naş !

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Çok Fonksiyonlu Yorumcu

Yareebbim çok şükür bir dünya kupası görevimizi daha tamamladık. Kupa sahibisi İspanya'yı kutlarız. Kendilerinden hiç hazzetmesem de hakettiler neticede. Ancak dün gece çok daha önemli iki gelişme vardı.

1) Del Bosque hareket edebiliyormuş, hatta gülümseyebiliyormuş. Ben bu amcayı ööyle put gibi algılamışım sanırım, bir an hareketli halini görünce çok şaşırdım. Maç sonunda futbolcular kendisini havaya fırlattığında ise, ortaya çıkacak görüntü, yavrumda travmaya sebep olmasın diye gözümü kapattım.

2) Bundan sonra hiç kimse Ömer Üründül'e laf edemez ! Futboldan zerre anlamıyor olabilir, yorumları "çoğğğk kritik, çoğğğk entarasan" dan öteye gitmiyor da olabilir. Ama kendisi dün gece öyle bir fonksiyonunu ortaya koydu ki, saygıyla önünde eğiliyorum. Uzatmanın 2. yarısında, Torres koşarken birden duraklayınca, "Lifi attı" diye yorum yaptı. O an anladım ki, kendisinin uzaktan MR çekebilme kabiliyeti var. Bundan sonra adı eMaR Üründül'dür. Başımızın tacıdır, bloklar arası bağlantılardan, alan daraltmadan bahsetse de, sırf bu fonksiyonu nedeniyle artık o çok özeldir.

Yazıma son verirken, Ahtapot Paul'ü tebrik eder, 12 Eylül'de yapılacak garabet referandumun sonucunu da bilmesini temenni ederim. Çoğğğk entarasan çoğgkkk !

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Vaktiniz Var mı?

Çoktandır Türkçe müzik kanalı izlememiştim. Malum bugünlerde malaklar gibi yatıyorum, dur bi bakayım dedim. Hisli hisli Funda Arar dinlerken, arkasından birden İsmail YK çıktı. Aman yarabbim aman yarabbim, bunu kaçırmış olmama çok kızdım. Resmen şanslı günümdeydim. Üstelik kendisi, bana ilham verdi. Bu kanallarda dönecek süper bir klip yapmanın formülünü keşfettim. Yok yok bencil değilim, tüm dünyayla paylaşacağım bu formülü. Sanat halk içindir, herkesin daha fazla YK 'ya ihtiyacı var, bunu görmemek için kör olmak lazım.

Şimdi gelelim klip için gerekli olan unsurlara:

  • 1 adet İsmail YK : Klibi kışın çekecekseniz, Robocoplusu tercih edilir.
  • 15 adet, platin sarışın ama kara kaşlı kara gözlü, Anadolu pavyonlarından toplanmış, üstü bikinili, altı mini etekli ve gaz sancısı çekiyormuş gibi seksi seksi dans edebilen kız
  • Mekan: Kışın çekiyorsanız bar veya kapalı otopark, yazın çekiyorsanız plaj olması iyi olur.
  • Bol miktarda su: Kızları ıslatıp seksapellerine seksapel katmak için en az 5 m3 su gerekir. Plajda çekilecekse, su denizden sağlanabilir.
  • Süre: Şarkı sözleri için 5 dk, klip için 10 dk
  • 1 adet alafranga tuvalet: Şarkı sözlerini burada yazacağız.
  • 1 adet tombalak rapçi, bol zincirli, biraz sivilceli olacak

Şarkı sözleriyle ilgili tüyolar da vermek istiyorum. Bir kere şarkının adında mutlaka beybi olacak. Kullanılan fiiller hareketli fiiller olacak, salla, çalkala, kıvır, kudur, döktür, gaza bas vb. Mesaj kaygısı olmayacak, gayet amaca yönelik olacak. Mesela:

Yanıma gel beybi

Çalkala beybi

Önce öp beni

Sonra kıvır beybi

Hadi döktür beybi

Drive me crazy

Ohhh ohhh beybi

Sallasana beni

Durmayın gençler, sanat yapın, boş boş duracağınıza kültürlü olun, faydalı şeyler yapın. Hadi bakiim salllaaa salllaaaa beybi, bir şarkı yaz beybiiiii ! Pai pai

9 Temmuz 2010 Cuma

O Benim İşte !

Bugün Vatan'da bir haber çıktı benimle ilgili. İsmimi vermeden haber yapmış olsa bile ben açıklıyorum kardeşim, onlardan biri benim :)

4 Temmuz 2010 Pazar

Pazar Günü Şehirde Aklı Muhafaza Rehberi

Selam gençler! Geçen haftayı çok zor geçirdim, hem ben hem de bilgisayarım arıza yaptık. 3 gün ateşler içinde yandım yandım, bir yandan kuzuya bişey olmasın diye dua ediyorum, bir yandan tarihimin sıvı tüketme rekorunu kırmaya çalışıyorum, bir yandan da kendime gelmek için uğraşıyorum. Cuma günü bir ara başım tutuşacak filan sandım, kafama buz koyup dua ettim düşsün diye. Cuma gibi bir günü bir daha yaşamak istemem. Bilgisayar da düzeldi sayılır, yırttık yani.

Bugün evdeydik, bu yaz hep olacağımız gibi. Ben havuza girmesem de denize girerim hayali kurarken, doktordan şahane bir haber aldım. "Yassah hemşerim" dedi :( Bu yaz sadece yutkunarak bakacağım denize. Bebiş iyi olsun da, seneye atlarız beraber sulara. Kendisi düşe kalka sokaklarda oynayacak bir velet olacak inşallah, pamuklara sarıp saklamak gibi bir niyetim yok. Zaten gelsin bi, ben ona daha hesap soracağım, nerdesin bakiim sen senelerdir, niye özlettin kendini sıpa diyeceğim, tatoşa vurmayı da düşünmüyor değilim.

Neyse efendim, evdeydik bugün. Yazın pazar günleri bu şehirde kabus gibi geçer. Zaten aşırı sıcaktır, nemlidir, tozludur. Üstüne bir de 10.00 - 17.00 arası mevlüt, düğün, gece 20.00 - 24.00 arası da sokak düğünü eklenir. Pipiniz kesildi diye, gerdeğe girecekseniz diye benim pazarımı niye mikiyorsunuz birader??? Bugün önce evin arkasında bir mevlüt başladı, o bir saat kadar sürdü. Sonra ön tarafta bir mevlütümsü başladı, bildiğin arabesk şarkı gibi ilahimsileri bütün caddeye dinletiyor. Bu sürerken, arka mahallemizde bir de düğün başladı. Evin arkası Flash TV, ön taraf Kanal 7 gibi oldu. Eşim de bu arada Kayahan dinliyor. Ne o dedim, sen de Laik mevlüdü mü yapıyorsun? Sinirden delirdim valla, bir kakafoni bir kakafoni. Offf daha bunun akşamı var, düğünlerden düğün beğen. En kısa sürede bir pompalı edinip 3. sayfa haberi olmak gibi bir planım var.

Bu şehirde pazar günü aklı muhafaza etmenin tek yolu, pazar günü bu şehirde olmamak !

Muhabiriniz, şeriatın başkentinden bildirdi, bizde kalın emi?

28 Haziran 2010 Pazartesi

İtiraf Ediyorum

Son derece duygusal günler geçirmekteyim. Bugün ilk fotosunu çektirdik kuzunun, doktor amcası baktı oralarda napıyor diye. Her şeyle dalga geçmeye ve kıkır kıkır gülmeye alışık olan ben, dolan gözlerime “gözüme toz kaçtı korkarım doktörr bey” diyerek vaziyeti toplamaya çalıştım. Anneme telefonda doktorun söylediklerini anlatırken de böhüüü böhüü ağlamaya başladım. Bu arada harika bir şey, doktor bol bol gofret, kraker ye, karbonhidratlara yumul dedi. Tavsiyeleri içinde en sevdiğim bu oldu, ohhh gelsin hoşbeşler, çilekli milekli.

Kaç günlerdir şehirdışında çalışmaktaydım. Bloga yazacak çok şey birikti doğrusu. Hazır hayatım tamamen değişmek üzereyken, bazı şeyleri itiraf etmek istiyorum. İçimde kalsın istemiyorum, sırlarımla gömülmek istemiyorum. Şöyle ki:

  • Ece Ayhan’ı ben yakın zamana kadar kadın sanıyordum, bildiğin bıyıklı mıyıklı bir adam olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım. İtiraf ediyorum, ben kitap okuyan bir edebiyat cahiliyim.
  • 900 lü hatlar ilk çıktığında ben üniversiteye yeni başlamıştım. Ata Nirun diye bir medyum vardı o zamanlar ve burçları yorumluyordu. Ben de aradım tabi, teknolojiden yararlanmak istiyordum. Neyse, şu burçsanız şu numarayı muhabbeti gelince, kendi burcumun numarasını tuşladım. Karşıdan şöyle bir ses geldi “Bu kaydı dinlediğinize göre İkizler burcu olmalısınız”. Benden nasıl bir ses geldi dersiniz ??? Evet dedim ses kaydına, evet, ikizler burcuyum. O zekayla üniversiteye nasıl girdim halen hayret ediyorum.
  • Aslında kendimde de medyumluk özelliği olduğuna inanıyordum hep. Ama 2 dk sonra kafama gelecek anne terliğini tahmin edemiyordum mesela. Bu da inancımı sıfırladı tabi zaman içinde.
  • Blog dünyasına girdiğimden beri, yorum yazarken, gelen kelime doğrulamalarını en az bir kez bilerek yanlış yazıyorum, bir gün bir yerde bir açık bulacağıma dair inancımı yitirmedim. Bilmiyorum, bir gün yanlış yazmama rağmen yorumu kabul edeceğine, bana da “aferin kız, bak binlerce insan gubidkl kelimesini doğru yazacağız diye uğraşıyor, bi tek sen akıllıymışsın” diye bir mesaj gelecek diye bekliyorum.
  • Uzaylılarla ilgili fantezimi biliyorsunuz şurdan, bundan o kadar emindim ki yıllarca, suratımda bir sivilce çıktığında “ulan acaba buraya çip mi koymuşlar” diye düşünürdüm.
  • Arada bir gizlice Fatih Ürek dinliyorum, hadddiiii haddiii hadddeeeeee !
  • Kabul günlerini sevmiyormuş ve küçük görüyormuş gibi yapsam da, orda dönen muhabbet başka yerde olmuyor valla. Arada annemlere gittiğimde, işten fırsat olursa, istemeye istemeye (!) sırf annemi kırmamak için gidiyorum. Pastalar da cabası üstelik.
  • Aşk-ı Memnu’nun finalinde acaip ağladım, belli olmasın diye çok çaba sarfettim, ama fırıl fırıl öten burnum sayesinde yakayı ele verdim.
  • Arada bir evlendirme programı izliyorum, hatta Müge Anlı bile izliyorum. Seda Sayan da izlerim diye ödüm kopuyor.
  • Reteeeyi ve tayfasını ilk günden itibaren hiç sevmedim, hiç güvenmedim, hiç de yanılmadım.
  • Türk Malı’nı izleyip de Abiye Kuzu taklidi yapanları son derece basit buluyorum.

Eeee yazı bitti, o zaman elalem ne derse desin hadeeee hadeee hadeeeee :)