12 Şubat 2010 Cuma

Fikir Uçuşması :)

Çok şey yazmak isteyip de hiç yazacak gücüm olmadığında, kafamda dönen seslerin beni nasıl yorduğunu bilemezsiniz. (Yok yok şizofren değilim :) ) Bir yandan aklıma gelen yeni konuları hemen yazmak istiyorum, bir yandan da konuyu istediğim kıvama nasıl getireceğimi düşününce motivasyonum düşüyor.

Off o kadar çok konu birikti ki önümdeki klasörde, herbirinde 3-4 cümle olan bir sürü yazı adayı var :) Evet ben en çok mizah yazmayı seviyorum, yazarken eğlenmek istiyorum. Herşeyin fazlaca ciddi olduğu ve buna karşın son derece lakayıt şekilde yönetildiği bu ortamda, bir de ben ortalığı kasmayayım, değil mi? Kendi küçük dünyamda, bir de yolumun kesiştiği güzel insanların dahil olduğu kendi Harikalar Diyarı'mda, birkaç dakikalık tebessümler çizeyim o güzel insanların yüzlerine. Birkaç dakika diyip de kendimi küçümsediğimi sanmayın, önemli olan süresi değil, işlevi :))

Başlığı boşuna fikir uçuşması koymadım, bakın şimdi ne anlatacağım. Kalemi güçlü bir arkadaşım (kendisini blogger yapma gayretindeyiz), facebookta bir yazısını paylaşmıştı. Zaman içinde yitip giden arkadaşlıklar ve gitti sandığınız anda hiç gitmemiş gibi hayatınıza geri dönenler üzerineydi yazısı. Herkes, yazının etkisiyle son derece ciddi ve duygusal yorumlar yazmıştı. Ben çok çabuk etki altında kalırım, yazıyı ve yorumları okuyunca ben de çok duygusal bir yorum yazmaya başladım. Ama daha üçüncü cümlemde, içimdeki muzip çocuk dayanamayıp, saçma saçma şeyler yazmaya başladı. Yorumu bitirdiğimde, Cem Yılmaz'ın Anadolu Rock'ından bile bahsetmiş olduğumu gördüm :) Vallahi bu iki konuyu, Sunay Akın gelse, birbirine bağlayamazdı :P Çok seviyorum onu, dünyada onun gibi binlerce adam olsa keşke. Offf dur deli kız dur, konuyu saptırma yine :)

Demin çok derin düşüncelere daldım, çok ciddi meseleler hakkında kararlar almaya çalıştım. Şöyle ki:
  • Uykusuz'un bu haftaki sayısında verdiği Fırat çıkartmalarını hangi defterlerime yapıştıracağıma karar verdim.
  • Sevgililer Günü için yapacağım pastayı ne renk yapacağıma ve nasıl süsleyeceğime karar verdim.
  • Yarın akşama ıspanak pişirmeye karar verdim.
  • Jose Saramago'nun benim gibi uzun paragraflarda kaybolan, sıkılgan tabiatlı okurlarını hiç düşünmediğine karar verdim.

Evet, biliyorum, durum sandığımdan da kötü :)) Bize ne öğretmişlerdi, her kompozisyonun bir giriş, gelişme ve sonuç bölümü vardır evladım, bir de ana fikri vardır. Şimdi bakalım kendi yazımızdaki hatalara:

  • ana fikir: ıspanak ve Fırat
  • damdan düşer gibi konuya dalma
  • prematüre bir gelişme bölümü
  • acı bir sonuç: otur kızım, 2, pazartesi velin okula gelsin :)

Bazen de böyle, affola :)) Pai pai

Hiç yorum yok: