4 Şubat 2010 Perşembe

Son Durum :)

Günler sonra nefes almaya başladım nihayet. Elma sirkesi, burun spreyi, tuzlu su derken, denemediğim sadece karanfil yağı kaldı. Kısmetse yarın alıp onu da kullanacağım. Üç gündür koalalar gibiyim, kanepeye yapışmış şekilde ööööylece yatıyorum. (ö harfi takılı kalmadı, sadece bu güzide blogda "malak" kelimesini kullanmamak adına vurgu yapayım demiştim) Bugün domuz gribiyle ilgili haberleri okuyunca, yine günaha girdim. Ankara dolaylarına doğru tüm iyi dileklerimi gönderdim. Bir ülkenin kafası bu kadar mı karıştırılır, bu kadar mı aptal yerine konulur?

Dün rahmetli Bülent Ecevit'in bir resmini gördüm internette. Onu ne çok özlemişim, sadeliğini, dürüstlüğünü, vatan sevgisini, vatanına ve milletine saygısını özlemişim. Bu blogda siyasi şeyler yazmamaya karar vermiştim. Ama Bülent Ecevit siyaset üstü bir insandı, herkesin saygı duyduğu ve bunu ifade etmekten çekinmediği bir insandı. Bugünkü yapay gündem içinde, kafam karmakarışık oluyor, neye kime neden güveneceğimi düşünmekten kendimi alamıyorum. Mavi gömlekli bir Karaoğlan'ın çıkıp bizi bu bataklıktan kurtarmasını bekliyorum sanki, evet evet biraz romantik bir yaklaşım ama aynen öyle hissediyorum.

İnsanı harekete geçiren şeyler var. Bazısını acılar güçlendirir, bazısını zorluklar. Benim dinamiğim ise mutlu olmak sanırım. Beni sürekli hayata bağlayacak, mücadele etmemi sağlayacak bir güce sahibim, eşime... Hayatımın üçte birini birlikte paylaştığım adama... Ona takılıyorum, ne kadar çok zaman oldu, sanki doğduğumuzdan beri birlikteymişiz gibi diyorum. Galiba seneler içinde insan, önceki senelerdeki boşluğu da tamamlıyor bir şekilde, yani onun çocukluğunu öğreniyorsun. Yumurtaya munnaka dediğini, çocukken de sabahları çok zor kalktığını duyuyorsun Hatis anneden. O zaman işte, doğduğundan beri berabermiş gibi geliyor insana ya da bu benim hüsn-ü kuruntum :) Gün içinde tüm zorlukları yaşarken, içimden biliyorum ve diyorum ki, akşama kahramanım yanımda olacak, o zaman herşey iyi olacak. Oluyor da...

Çok karışık yazdım bugün değil mi? Günlerdir maruz kaldığım kimyasallara verin efendim bunu :)) Bu akşam kısa keseyim biraz, kahramanım birazdan karlı yolları aşıp kalesine gelecek zira. Bu arada yukarıdaki resmi merak etmişsinizdir belki. Efendim kendi öz havayollarımızın ilk uçağıdır kendisi. Henüz benim masamdan Sünger Bob'un bağlı olduğu (amanınnn Bob'a kuçu muamelesi yapıyorum sanacaklar, balonu yani :P ) sandalyeye uçabiliyor. Ama olsun, herşey küçük adımlarla başlar dimi :)
Aşağıda Bob'un iyi günlerindeki bir resmi bulunmaktadır. Kendisi şu an uçamamaktadır, tembel sahibi tarafından doluma götürülmediği için tekerleksiz sandalyeye mahkum şekilde oturmaktadır. O halini görmeye dayanamazsınız diye koymadım. Uslu çocuklar gibi öööylece :) oturuyor yavrum.
Off uzattım gene lafı, ben kaçar, pai pai :) Sevgiler, ışıklar ve elektrik faturalarınız eksik olmasın...

4 yorum:

depresan dedi ki...

Sevgili Arzu önce günaydın,
Sonra tesekkürler sabah sabah yüzümü aydınlatıyorsun neşeli yazılarla yaa:)
Ecevit'i ben hep fazla romantik bulmusumdur, şiir yazan bir adam siyasette ne kadar basarılı olabilir ki (tabii ki şairler siyasetçilerden daha üstün bu yüzden böyle yazdım, ama yönetmeye talip olan insan biraz da kötü mü olmalı ya da yönetmeye talip olmak başlı başına garip degil mi ki? bak benim de kafam karıştı zor meseleler..)
Geçmiş olsun bu arada, iyi bak kendine.

Arzu dedi ki...

Ecevit başka bir adamdı gerçekten, ama bu ülke, kavga eden, gizli gündemi olduğundan şüphelendiği adamları daha başarılı buluyor nedense. Siyahlıklar içinde bir beyazdı O. Hani tüm yönlerin dengede olduğu bir insandı. Ne milliyetçilikten, ne dinden, ne de laiklikten prim yapmaya kalkışmadı. O yüzden belki herkes sevdi onu, rakipleri bile. Allah rahmet eylesin.

Yüzünü aydınlatabiliyorsam birilerinin eğer, bak bu çok iyi birşey işte :) Bulaşıcı birşey bu, şimdi senin yorumu okuyunca benim de yüzüm aydınlandı.

Görüşmek üzere arkadaşım, havalar soğuk, sen de dikkat et.

lazanya dedi ki...

" Eskidendi, çok eskidendi..." Sanki herşey düzeleceğine bozuluyor gibi.İşin doğrusunu yapmak çok zor.Herşeye rağmen yapmak zor.Ecevit' in bu anlamda hatırımıza gelmesi çok normal.

Arzu dedi ki...

Love you :)