16 Aralık 2009 Çarşamba

Küçük Şeyler, Büyük Mutluluklar

Sevgili Üstün Dökmen'in "Küçük Şeyler" serisini okuduktan sonra pek çok konuya bakış açımın değiştiğini düşünüyorum. Bazen küçük şeyleri abartarak hayatı kendimize zehir ettiğimizi, bazen de küçük şeylerle hayatta büyük fark yaratılabildiğini görmeme epeyce yardımcı oldu. Şimdi hayat felsefem budur, mutlu olmak için büyük şeylerin olmasını bekleme, her an ufak ufak dokunuşlarla mutluluğu kendin yarat !

Peki Sünger Bob'un konuyla ne alakası olabilir? Efendim, beni bilen bilir, kendisi benim aşkım olur :)) Hangi kadın bu kadar saftirik, bu kadar sevimli bir süngere karşı koyabilir ki :)) Hele de benim gibi ruhu beş yaşında kalmış biri için ehehehehehe :)) Süngercim de böyle gülüyor. Aşağıdaki de kayınbiraderim Patrick, kendisi bir deniz yıldızı olup Sünger'den daha saftirik hatta eblehtir :))

Geçen pazar, şehrimizde açılan bir yapı malzemeleri süpermarketine gittiğimizde, ki gitme sebebimiz bunları almaktı :)) , ilk iş ilgili reyonu bulmak oldu. Reyon çoluk çocuk ve bıkkın ebeveyn kaynıyordu. Araya karışıp aşkımın resmini aldım hemen :)) Patrick de çok tatlıydı, dayanamadım onu da aldım. Eve dönüp de asana kadar bir sabırsızlandım ki sormayın.

Şimdi ikisi de mutfak duvarında asılı, üstelik de fosforlular :)) Bazen ışığı kapatıp Süngerimin kocaman gülen gözlerine bakıyorum. Eşim de hoşlanmaya başladı bu iki saftirikten. Gerçi Patrick'i patates zannetti ilk başta ama olur o kadar. Süngerimi de peynir sanan çok oluyor zaten. Hadi onları anladık da, ortadaki yapma çiçek neyin nesi demeyin. O, evin düzenine ve dantel vb bilumum süs konusuna önem veren annem için sus payıdır :)) Çocukça şeyler astım diye kızmasın bana dimi, dimi dimiiiii :)) Sabah uyanınca, kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdiğimde ikisine günaydın demeye bayılıyorum. Günaydın Bob, günaydın Patrick :))

Ahhhh bu da bir diğer ufak dokunuşun resmi. Perde reyonunda görür görmez çok beğendik ve aldık. Mutfağım çiçek çiçek oldu şimdi. Artık yemek yaparken sıkılmıyorum hiç. Çiçekler içimi açıyor, daha da olmadı, Sünger'le Patrick'in diyaloglarını hatırlıyorum ve başlıyorum gülmeye. Bir bölümde, Süngercim, Patrick'e bugün ne yapacaksın diye soruyordu. Patrick de bir yapılacaklar listesi hazırladığını söylüyordu. Listede ise "hiçbir şey" yazıyordu. :)) Sünger, Patrick'e inanmayıp kendisinden birşeyler gizlediğini düşünüyordu. Sonra Patrick 8 saat boyunca gerçekten hiçbir şey yapmadan durdu öylece, Sünger de o süre boyunca onu gözetledi :)) Ayy çok saftirikler gerçekten, ben de mi öyleyim acaba :)


Mutluluğun gizli bir formülü yokmuş meğer, birşeyler olmasını beklemeye de gerek yokmuş. Çiçekli perdeleri olan bir mutfakta, iki çizgi film kahramanıyla yemek yapmak, bulaşık yıkamak bile çok büyük bir mutlulukmuş. Bu tarif bizzat denenmiştir, tavsiye ederiz efendim :)) Pai pai


3 yorum:

blogspotmuzik dedi ki...

evet kesinlikle katılıyorum Küçük şeyleri, küçümsemeyin, fazla da önem vermeyin. Küçük şeylere hakkını verin. Küçük şeylere hakkını vermek, yaşama hakkını vermektir. Eğer siz yaşama hakkını verirseniz, Yaşam da size hakkını verir.(üstün dökmen)

Arzu dedi ki...

Hakkını vermek tam olarak bu fikri yansıtıyor gerçekten. Teşekkür ederim.

Gül Yazıcı dedi ki...

benim de bi dünya sünger bob patrikim var, hastasıyım.